Ortak hayatın eşler için artık çekilmez hale gelmesi halinde en sağlıklı çözüm yolu eşlerin boşanma yolu ile kendi yollarını belirleme haklarıdır.
Ancak,gerek boşanma kararı verilmeden ve gerekse boşanma kararı verildikten sonra üzerinde en fazla düşünülmesi gereken en önemli belki de birinci öncelikli konu evlilik birliği devam ederken dünyaya gelen çocukların geleceğinin planlanmasıdır.
Zira boşanma neticesinde psikolojik olarak en fazla zararı ne yazık ki çocuklar görmektedir. Hele hele eşlerden birinin diğer eşe daha fazla acı çektirmek,intikam almak yada elde etmeyi düşündüğü hakları korumak amacıyla çocuğu bir koz olarak kullanmak istemesi hataların en büyüğü olduğu gibi düşünülmesi de en zor husustur…
Ne yazık ki gerçek hayatta bu gibi istenmeyen durumlarla sıkça karşılaşılmaktadır. Bir boşanma davasında velayet söz konusu olduğunda çocuğun yaşının küçük ise, mahkemeler (genel kural olmamakla birlikte) velayeti anneye bırakmakta ve babanın çocuk ile kişisel ilişki kurması için belirli günler tayin etmektedir.
Yüksek Mahkeme tarafından verilen bir kararda aynen şöyle denilmektedir; “dava tarihinde iki yaşına gelmemiş küçük için her hafta sonu iki günlük şahsi münasebet tesisi ÇOCUĞUN GELİŞİMİNE UYGUN OLMADIĞI gibi,annenin velayet hakkının kullanmasına da engeldir”
Bilindiği üzere, psikologlar babaların çocukları ile doğumundan itibaren iletişim kurmasını ve birlikte kaliteli vakit geçirmelerini ısrarla tavsiye etmektedirler. Hatta annenin hamileliği sırasında ceninin babasının sesini tanıdığı ve sese tepki verdiği belirtilmiştir. Rahat ve mutlu bir hamilelik neticesinde doğan bebeklerin çok daha sağlıklı bir ruh sağlığına sahip oldukları da bir gerçektir.
Ağaç yaşken eğilmez mi? Çocuğunla iki yaşında iletişim kurmak için çaba göstermediğinde çocuk yedi yaşına geldiğinde arada ki farkı nasıl kapatacaksın? Basamak basamak inşa etmediğin iletişim denilen yapıyı çocuk 18 yaşına geldiğinde hangi mucize ile elinde hazır bulacaksın?
Eşler herhangi bir zamanda ve herhangi bir nedenle boşanabilirler. Bu kararı vermek evlilik kararını vermek kadar doğaldır ve verilen bu karara saygı duyulması zorunludur. Eşlerin de unutmamaları gereken en önemli konu çocuklarının intikam aracı olmadığı ve artık hayatlarının bağımsız ama çocuklarının geleceğinin planlanmasının ortak olduğudur.
Her hafta sonu baba ile kişisel ilişki kurulmasının çocuğun ruhsal gelişimi için nasıl bir sakıncası olabilir? Sorun çocuğun psikolojik gel-git ler olması derseniz, altı ayda bir gören bir çocukta bu gel-git daha yoğun olmayacak mı? Her hafta görüşme ile baba ile çocuk arasında daha sıkı ve sağlıklı bir ilişki kurulmuş olmayacak mı? Sorular daha da fazlalaştırılabilir. Bizce buradan çıkacak tek bir sonuç vardır. Her hafta sonu kurulan şahsi ilişki çocuğun ruh sağlığı için zararlı değil aksine gelişimi için son derece yararlıdır ve annenin velayet hakkını kullanmasına asla engel değildir.
Bu açıdan incelendiğinde yerel mahkemenin verdiği karar son derece yerindedir. Toplumun gelişmesinde hukukun ve hukuk uygulayıcılarının rolü küçümsenemez. Getirilen her düzenleme ,verilen her karar toplumun bir adım ileri gitmesi için harcanan en önemli çabadır,çalışmadır. Ancak, hukukçular da bu sorumluluğu özümsemeli ve söz konusu çocuk olduğunda çok daha dikkatli ve yapıcı kararlar vermelidirler. Hepimiz birer anne-baba değimliyiz ve hepimiz çocuklarımız için çabalamıyor muyuz. Dava konusu da olsa karar verdiğimiz çocuk bizlerin çocuğu değil mi?